Kimler Temmuz'da Ankara'da
Sayın Başbakanı rüyasında görenler var mıdır ?
Elbette vardır..
Bu satırları, bir çocukluk heyecanı, görebilirsiniz ve öyle görmeniz de benim için yeterlidir..
Ne rüyalar görmedim ki...
Bir defasında rüyamda İSmet Sezgin'i gördüm. Ekranda kalp krizi geçiriyordu...
Sabah mıydı, öğlenden hemen sonra mıydı hatırlamıyorum ama, bir sıcak pazar günüydü hatırladığım. Televizyonu açtım ve NTV'de İsmet SEZGİN'i gördüm. Sene, 2004 veya 2005 olabilir. NTV'yi aradım. İsmet Bey şu an rahatsız gibi. Sağlığı için endişelendim, dedim. O sırada reklama girmişlerdi. Evet evet, sıcaklardan, dediler. Israrla, bakın yılların yorgunluğu vardır İsmet Bey de. kalp krizi geçirir endişem var, diye ısrar edince, biraz da aşırıya kaçmış olmalıyım ki, dişlerini hafif hafif gıcırdatırcasına, üstüne basa basa : Kendisine su verildi. stüdyonun ışıkları fazla sıcak yapınca....
Daha Aliyev için, Ecevit için gördüğüm rüyalar da cabası... 2 hafta, Rahmetli Ecevit için, yoğun bakımda dediklerinde, "Hayır değil. Rahmetli oldu. Saklamayın milletten" dedim. Milletin devletine olan güvenini zedelemeyin dedim. Dinletemedim...
Yaşın genç ya. Dinlemiyorlar haliyle...
Rüyalarında herkesin birşeyler görmeye, sanırım henüz anayasal bir sınırlama veya yasaklama sözkonusu değil...
***
Rüyasında kendisini Paris'te görenler olduğu kadar, Paris Hilton'la gören kadınlar, erkekler de vardır. Ve yine; Paris'te görmek yerine kendisini cennetvari Karadeniz'de veya Mekke'de yahut Medine'de görenler, Pensilvanya'da yahut Diyarbakır'ın bağlarında bahçelerinde görenler de olabilir. Beşir Esad'a kafayı indirip, gözüne gözüne yumrukları cömertce saydıranlar kadar; rüyasında para pul görenler, sevdiklerini ve hatta ötelere gidenlerini görenler, kendini türlü türlü halde görenler de olabilir...
Rüyasında, kendisini memleketin ve milletin saygıdeğer makamlarında ve kalbinde görenler de olabilir mi? Elbette olabilir...
Ben de rüyamda, Sayın Başbakana komplo düzenlendiğini görüyorum nedense...
Hatta üşenmeyip, yazdıklarımı okumakla yetinmeyip, hikmetinden istifade edelim deyü, bu fakiri dinlemeye alan devletlü hazretleri de olabülü mü? Olabülü...!
Ben yine de, rüyamı tekrar edeceğim. Ola ki, kötü rüyalar zıddıyla çıkar inanışlarımız, dua olsun...
Elçibey'i, Aliyev'i, Ecevit'i, Türkeş'i hep bu şekilde ansızın gelen kalp krizleri ile kaybettik. HA evet, bazı hafızaları nisyan ile malul olmayanlar, "Yahu bunların yarısı zaten hastahane yatağında rahmetli olmadı mı?" diye soracaklar. Tabiidir ki; yatağa giden süreci gözardı edince, öyle görünür...
Ancak, öyle görünmediğine inananlar, elde somut verileri yahut söylemleri olanlara ne diyeceksiniz ?
11 Eylül'de Amerika'da "İkiz Kuleler - Dünya Ticaret Merkezi - WTC Towers" yıkılırken, bölgede sevinç çığlıkları atarak değişik açılardan profesyonel çekimler yapan ve keyifli keyifli güle oynaya çalışanların, Mossad Ajanı çıktıklarını öğrenince, nasıl şüphelenmişsek...
Demirlerin bile yüksek ateşte eridiği İkiz Kuleler saldırılarında, nasıl oluyor da, "El Kaide" denilen örgütçülerin pasaportları, onbinlerce ton demir ve beton ve sair moloz artıklarının arasından, "Yanmayan - Ezilmeyen - Kirlenmeyen" bir şekilde bulunuyor, bunu da öğrenince, çok şaşırdık...
Şimdi, ben de kendi rüyama şaşırıyorum...
Sayın Başbakanımız, 2012 Temmuz'unda, tam da yurtdışına gitmek üzere iken, artık Başbakanlık konutundan çıkınca yolda mı desem, yoksa havaalanı yolunda iken Etimesgut'tan dönmek zorunda kalarak mı desem, yoksa bir sabaha karşı, tam da sabah haberlerinde ülkeyi elektrik çarpılmışcasına sarsacak ve "Sahipsiz mi kalacağız?" korkusuna sokacak ekilde mi desem, bilemiyorum. Ama bunlara yakın bir profilde; "Sayın Başbakan, geçirdiği kalp krizinde...." denilerek, ama bu habere elli tane yerli, binyüzelli tane yabancı gazete ve televizyonlarda abartarak, üstüne kat kat "kulaktan kulağa" malumat ve söylenti ekleyerek, Sayın Başbakanımızın yoğun bakıma alındığı söyleniyor...
Garip bir rüya evet...
Sonracıma, Devletin Yüksek Kademelerinde bulunan saygıdeğer devlet adamlarımız, bir bir hastaneye geliyor, gidiyorlar...
Aslında gelmeseler de olur ya...!
Sonracıma, tam da uluslararası arenada kızışan bir dönemde, tansiyonlar yükselmişken, "Türkiye sahipsiz mi kalacak?" soruları da birilerinde ekranda kulaklarımıza üflenecek...
Sonracıma ?
Sonrasını boşverin...
Milletimizin yarıdan fazlası yaylalarda, düğünlerde, balayında, tatilde, ya güneyde ya yurtdışında, ya tarlada ya bağ bahçede...
Borsa tatilde. Büyük sermaye grupları tatilde. Siyaset tatilde. Adli Tatil, yargıyı adliyeleri zaten tatile çokmuş olacak o sıra.
Tatbikatlar, çarşı izinleri, yüksek sıcaklıktan bunalmış ve gündemin hareketlenmesini göbeklerini yaya izleyen yurdum insanı için, bir " World Trade Center Towers Hot Media Streaming" olayıdır yaşananlar gibi görünecek olaylar...
En nefret edenleri bile imana gelecek bir süreliğine...
Siyasi rakipler, "Allah'tan acil şifa dileyecek..."
Sonra, dua istenecek....
Sonra, toplumsal şuura "yedirilmiş kabullenme" doyuma ulaştığında da, "Başa kim geçecek, peki ?" sorusu atılacak, birkaç farklı televizyon kanalında. Aynı saatlerde birkaç radyo da benzer söylemler tekrar edecek. Görsel, sesli, yazılı ve internet medyasını kullananlar, dört saatte bu soruyu öyle yaymış olacak ki; Tayyip Bey çoktan "Milletin Aziz Hatırasında" yer almış - algısı - çoktan benimsenmiş olacak...
Algılar farklıdır, realite sabittir....
Bu meşhur kuralı gözardı etmemiz için, elden gelen herşeyi yapmış olacaklar...
Ve biz, ne yayladan ineceğiz, ne gittiğimiz tatilden döneceğiz. Kurtlar Vadisindeki meşhur sahnede, Laz Ziya'nın sözünü hatırlayacak bazılarımız :
"Geçmiş olsuna / Başsağlığına ilk gelenlere bak. Suçlu içlerindedir büyük ihtimal..."
Biz dizideki beylik sözlerle değil, gerçekciliğin / realitenin / gücüne bakacağız...
Ve şimdiden dua edeceğiz : Allah'ım, bu rüyayı zıddıyla kaim eyle...
Sayın Başbakanımıza da, Yüce Allah, hayırlı uzun ömürler versin, diye dua edeceğiz...
Bu duayı, Kılıçdar Kemal için de, Devlet Hoca için de yapacağız...
Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu'nun, ihtimal; belki iki kere gördüğü bu rüyayı, bir kere de ben görmüş olayım böylece...
Ve şaşırayım : Allah'ım, bu ay gideceği önemli ziyaretleri iptal ettirenler kimler var, Türkiye'de, İstanbul'da, Ankara'da....
Allah'ım, kimler hem Türkiye'de makamlarını bırakmayıp, Temmuz'da, en azın ilk yarısında, İstanbul'da - Ankara'da kalacaklar, diye kendi kendime sorayım...
Ya Rabbi, Sayın Başbakanımıza "kanserdi zaten" demek için hazırda bekleyenler kimler olabilir, diye geçireyim içimden...
Ve ihtimal ki; Muhsin Beyin de gördüğü rüyalar gibi, iki kere değil, bir kere de olsa diyeyim : Verilmiş sadakanız varmış...
Yüce Allah, size sağlık sıhhat ve vazifede daim ve kaim olmayı nasip etsin Yağmurda Islanan Adam...
Sen sağ salim ol, biz sana muhalefet olmaya devam edelim...
Duamız bu...
Asker AVŞAR / Sıradan Türk Genci
Asker AVŞAR, bilgisayar uzmanlığı, yerelbasın gazeteciliği, habercilik, website tasarımları, website içerik yönetmenliği, basın danışmanlığı, senari hikayecilik, internet yayıncılığı, internet e-ticaret uygulamalarında danışmanlık, sosyal medya danışmanlığı, internet editörleri yetiştirme, madeni dünya paraları kolleksiyonu, kitap okurluğu, hızlı okuma ve anlama, yazarlık, sözlü anlatım, drama, politik bilim, genel kültür, genel tarih, tarihi coğrafya, medeniyyetler kültürü gibi alanlarda kendini geliştirmektedir.
Asker AVŞAR İletişim
Website : http://www.askeravsar.com
Facebook : http://www.facebook.com/askeravsar2011
Twitter : https://twitter.com/#!/askeravsar
Elbette vardır..
Bu satırları, bir çocukluk heyecanı, görebilirsiniz ve öyle görmeniz de benim için yeterlidir..
Ne rüyalar görmedim ki...
Bir defasında rüyamda İSmet Sezgin'i gördüm. Ekranda kalp krizi geçiriyordu...
Sabah mıydı, öğlenden hemen sonra mıydı hatırlamıyorum ama, bir sıcak pazar günüydü hatırladığım. Televizyonu açtım ve NTV'de İsmet SEZGİN'i gördüm. Sene, 2004 veya 2005 olabilir. NTV'yi aradım. İsmet Bey şu an rahatsız gibi. Sağlığı için endişelendim, dedim. O sırada reklama girmişlerdi. Evet evet, sıcaklardan, dediler. Israrla, bakın yılların yorgunluğu vardır İsmet Bey de. kalp krizi geçirir endişem var, diye ısrar edince, biraz da aşırıya kaçmış olmalıyım ki, dişlerini hafif hafif gıcırdatırcasına, üstüne basa basa : Kendisine su verildi. stüdyonun ışıkları fazla sıcak yapınca....
Daha Aliyev için, Ecevit için gördüğüm rüyalar da cabası... 2 hafta, Rahmetli Ecevit için, yoğun bakımda dediklerinde, "Hayır değil. Rahmetli oldu. Saklamayın milletten" dedim. Milletin devletine olan güvenini zedelemeyin dedim. Dinletemedim...
Yaşın genç ya. Dinlemiyorlar haliyle...
Rüyalarında herkesin birşeyler görmeye, sanırım henüz anayasal bir sınırlama veya yasaklama sözkonusu değil...
***
Rüyasında kendisini Paris'te görenler olduğu kadar, Paris Hilton'la gören kadınlar, erkekler de vardır. Ve yine; Paris'te görmek yerine kendisini cennetvari Karadeniz'de veya Mekke'de yahut Medine'de görenler, Pensilvanya'da yahut Diyarbakır'ın bağlarında bahçelerinde görenler de olabilir. Beşir Esad'a kafayı indirip, gözüne gözüne yumrukları cömertce saydıranlar kadar; rüyasında para pul görenler, sevdiklerini ve hatta ötelere gidenlerini görenler, kendini türlü türlü halde görenler de olabilir...
Rüyasında, kendisini memleketin ve milletin saygıdeğer makamlarında ve kalbinde görenler de olabilir mi? Elbette olabilir...
Ben de rüyamda, Sayın Başbakana komplo düzenlendiğini görüyorum nedense...
Hatta üşenmeyip, yazdıklarımı okumakla yetinmeyip, hikmetinden istifade edelim deyü, bu fakiri dinlemeye alan devletlü hazretleri de olabülü mü? Olabülü...!
Ben yine de, rüyamı tekrar edeceğim. Ola ki, kötü rüyalar zıddıyla çıkar inanışlarımız, dua olsun...
Elçibey'i, Aliyev'i, Ecevit'i, Türkeş'i hep bu şekilde ansızın gelen kalp krizleri ile kaybettik. HA evet, bazı hafızaları nisyan ile malul olmayanlar, "Yahu bunların yarısı zaten hastahane yatağında rahmetli olmadı mı?" diye soracaklar. Tabiidir ki; yatağa giden süreci gözardı edince, öyle görünür...
Ancak, öyle görünmediğine inananlar, elde somut verileri yahut söylemleri olanlara ne diyeceksiniz ?
11 Eylül'de Amerika'da "İkiz Kuleler - Dünya Ticaret Merkezi - WTC Towers" yıkılırken, bölgede sevinç çığlıkları atarak değişik açılardan profesyonel çekimler yapan ve keyifli keyifli güle oynaya çalışanların, Mossad Ajanı çıktıklarını öğrenince, nasıl şüphelenmişsek...
Demirlerin bile yüksek ateşte eridiği İkiz Kuleler saldırılarında, nasıl oluyor da, "El Kaide" denilen örgütçülerin pasaportları, onbinlerce ton demir ve beton ve sair moloz artıklarının arasından, "Yanmayan - Ezilmeyen - Kirlenmeyen" bir şekilde bulunuyor, bunu da öğrenince, çok şaşırdık...
Şimdi, ben de kendi rüyama şaşırıyorum...
Sayın Başbakanımız, 2012 Temmuz'unda, tam da yurtdışına gitmek üzere iken, artık Başbakanlık konutundan çıkınca yolda mı desem, yoksa havaalanı yolunda iken Etimesgut'tan dönmek zorunda kalarak mı desem, yoksa bir sabaha karşı, tam da sabah haberlerinde ülkeyi elektrik çarpılmışcasına sarsacak ve "Sahipsiz mi kalacağız?" korkusuna sokacak ekilde mi desem, bilemiyorum. Ama bunlara yakın bir profilde; "Sayın Başbakan, geçirdiği kalp krizinde...." denilerek, ama bu habere elli tane yerli, binyüzelli tane yabancı gazete ve televizyonlarda abartarak, üstüne kat kat "kulaktan kulağa" malumat ve söylenti ekleyerek, Sayın Başbakanımızın yoğun bakıma alındığı söyleniyor...
Garip bir rüya evet...
Sonracıma, Devletin Yüksek Kademelerinde bulunan saygıdeğer devlet adamlarımız, bir bir hastaneye geliyor, gidiyorlar...
Aslında gelmeseler de olur ya...!
Sonracıma, tam da uluslararası arenada kızışan bir dönemde, tansiyonlar yükselmişken, "Türkiye sahipsiz mi kalacak?" soruları da birilerinde ekranda kulaklarımıza üflenecek...
Sonracıma ?
Sonrasını boşverin...
Milletimizin yarıdan fazlası yaylalarda, düğünlerde, balayında, tatilde, ya güneyde ya yurtdışında, ya tarlada ya bağ bahçede...
Borsa tatilde. Büyük sermaye grupları tatilde. Siyaset tatilde. Adli Tatil, yargıyı adliyeleri zaten tatile çokmuş olacak o sıra.
Tatbikatlar, çarşı izinleri, yüksek sıcaklıktan bunalmış ve gündemin hareketlenmesini göbeklerini yaya izleyen yurdum insanı için, bir " World Trade Center Towers Hot Media Streaming" olayıdır yaşananlar gibi görünecek olaylar...
En nefret edenleri bile imana gelecek bir süreliğine...
Siyasi rakipler, "Allah'tan acil şifa dileyecek..."
Sonra, dua istenecek....
Sonra, toplumsal şuura "yedirilmiş kabullenme" doyuma ulaştığında da, "Başa kim geçecek, peki ?" sorusu atılacak, birkaç farklı televizyon kanalında. Aynı saatlerde birkaç radyo da benzer söylemler tekrar edecek. Görsel, sesli, yazılı ve internet medyasını kullananlar, dört saatte bu soruyu öyle yaymış olacak ki; Tayyip Bey çoktan "Milletin Aziz Hatırasında" yer almış - algısı - çoktan benimsenmiş olacak...
Algılar farklıdır, realite sabittir....
Bu meşhur kuralı gözardı etmemiz için, elden gelen herşeyi yapmış olacaklar...
Ve biz, ne yayladan ineceğiz, ne gittiğimiz tatilden döneceğiz. Kurtlar Vadisindeki meşhur sahnede, Laz Ziya'nın sözünü hatırlayacak bazılarımız :
"Geçmiş olsuna / Başsağlığına ilk gelenlere bak. Suçlu içlerindedir büyük ihtimal..."
Biz dizideki beylik sözlerle değil, gerçekciliğin / realitenin / gücüne bakacağız...
Ve şimdiden dua edeceğiz : Allah'ım, bu rüyayı zıddıyla kaim eyle...
Sayın Başbakanımıza da, Yüce Allah, hayırlı uzun ömürler versin, diye dua edeceğiz...
Bu duayı, Kılıçdar Kemal için de, Devlet Hoca için de yapacağız...
Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu'nun, ihtimal; belki iki kere gördüğü bu rüyayı, bir kere de ben görmüş olayım böylece...
Ve şaşırayım : Allah'ım, bu ay gideceği önemli ziyaretleri iptal ettirenler kimler var, Türkiye'de, İstanbul'da, Ankara'da....
Allah'ım, kimler hem Türkiye'de makamlarını bırakmayıp, Temmuz'da, en azın ilk yarısında, İstanbul'da - Ankara'da kalacaklar, diye kendi kendime sorayım...
Ya Rabbi, Sayın Başbakanımıza "kanserdi zaten" demek için hazırda bekleyenler kimler olabilir, diye geçireyim içimden...
Ve ihtimal ki; Muhsin Beyin de gördüğü rüyalar gibi, iki kere değil, bir kere de olsa diyeyim : Verilmiş sadakanız varmış...
Yüce Allah, size sağlık sıhhat ve vazifede daim ve kaim olmayı nasip etsin Yağmurda Islanan Adam...
Sen sağ salim ol, biz sana muhalefet olmaya devam edelim...
Duamız bu...
Asker AVŞAR / Sıradan Türk Genci
Asker AVŞAR, bilgisayar uzmanlığı, yerelbasın gazeteciliği, habercilik, website tasarımları, website içerik yönetmenliği, basın danışmanlığı, senari hikayecilik, internet yayıncılığı, internet e-ticaret uygulamalarında danışmanlık, sosyal medya danışmanlığı, internet editörleri yetiştirme, madeni dünya paraları kolleksiyonu, kitap okurluğu, hızlı okuma ve anlama, yazarlık, sözlü anlatım, drama, politik bilim, genel kültür, genel tarih, tarihi coğrafya, medeniyyetler kültürü gibi alanlarda kendini geliştirmektedir.
Asker AVŞAR İletişim
Website : http://www.askeravsar.com
Facebook : http://www.facebook.com/askeravsar2011
Twitter : https://twitter.com/#!/askeravsar

yorum deneme deneme deneme
YanıtlaSil